
“Güçlüyken zulmetme, çünkü zulüm sonunda pişmanlık getirir.” Bu sözlerle, Esed dönemi boyunca Suriye yargısında yükselen ve sistem içindeki ihlallerin arttığını dile getiren eski temyiz hâkimi Fahruddin el-Aryan’ın hikâyesi başlıyor.
2013 yılına gelindiğinde, yayımladığı bir video açıklamasıyla ilticasını kamuoyuna duyurdu ve bir hâkimin adaletsizlik karşısında sessiz kalamayacağını söyledi. Bu karar ağır sonuçlar doğurdu. Yetkililer onu gıyabında idama mahkûm etti ve mal varlığına el koydu.
Buna rağmen Aryan, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde hukuki çalışmalarını sürdürdü. Bu süreçte alternatif yargı yapılarının kurulmasına katkı sağladı ve iddia edilen ihlalleri belgeledi. Destekçileri bu çabaların gelecekteki hesap verebilirlik için temel oluşturduğunu belirtti.
İhlallerin Kayıt Altına Alınması
Hukuk gözlemcilerine göre Aryan’ın o dönemdeki çalışmaları, delillerin korunması ve devlet kurumları dışında hukuki süreçlerin sürdürülmesine odaklandı. Avukat Halid el-Müfti, Levant24’e yaptığı açıklamada, hâkimin ilticasını “hukukun özüne dönüş” olarak nitelendirdi ve yolsuzluk veya suç ortaklığıyla itham edilenler için geçiş dönemi adaleti ve hesap verebilirliğin gerekliliğini vurguladı.
Çatışma ilerledikçe Aryan’ın rolü muhalif bir hâkimden, ihlallerin belgelenmesi ve hukuki çözüm yollarının savunulmasıyla ilişkilendirilen bir figüre dönüştü. İsmi, Suriye yargı sisteminde daha geniş reform çağrılarıyla anılmaya başladı.
Şam’a Dönüş ve Yeni Görev
Siyasi değişimler ve devlet kurumlarını yeniden inşa etme çabalarının ardından yetkililer, iltica etmiş bazı hâkimleri yeniden göreve aldı. Aryan Şam’a döndü ve şu anda Esed rejimiyle bağlantılı isimleri yargılamakla görevli bir ceza mahkemesine başkanlık ediyor.
Gözetimindeki davalar arasında, üst düzey yetkililerden Atıf Necib’e yönelik yargılamalar ile Beşşar Esed ve Mahir Esed hakkında gıyabi davalar da yer alıyor. Bu gelişme, bir zamanlar yetkililer tarafından aranan bir hâkimin şimdi aynı rejimin temel figürlerine karşı davalara başkanlık etmesi açısından dikkat çekici bir tersine dönüş olarak görülüyor.
Bazıları için bu değişim sembolik bir anlam taşıyor. Levant24’e konuşan ve Esed politikaları altında mağduriyet yaşadığını belirten Fehd el-Atiyye, bu anı “tarihin akışının düzeltilmesi” olarak nitelendirdi ve adalet beklentilerinin daha geniş bir yansıması olduğunu söyledi.
Geçiş Dönemi Adaleti ve Kamuoyu Tepkisi
Hukuk danışmanı Ahmed el-Uleyan, Levant24’e yaptığı açıklamada mevcut yargılamaların; gerçeklerin ortaya çıkarılması, iddia edilen suçların kovuşturulması ve mağdur haklarının ele alınmasını içeren geçiş dönemi adaletinin erken bir aşamasını temsil ettiğini belirtti. Ayrıca kayıp kişiler ve kaçırılan çocuklara ilişkin davaları ele alacak yeni yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu.
Sosyal medyada kamuoyu tepkisi de dikkat çekti. Bazı kullanıcılar bu gelişmeleri uzun süredir beklenen hesap verebilirlik olarak değerlendirirken, bazıları da hukuki kurumlara güvenin yeniden inşası açısından daha geniş etkilerine işaret etti.
Aryan, yakın tarihli bir açıklamasında, yürütülen süreçlerin öldürme, gözaltı ve zorla yerinden etme gibi yıllarca süren ihlalleri ele almayı amaçladığını söyledi. Bu ifadeler, mağdurların tanınması ve yaşananların kayıt altına alınmasına yönelik daha geniş bir çabanın parçası olarak öne çıktı.

