Raged el-Tatari, Eski Pilot ve Tutuklu ile Röportaj

Raged el-Tatari, 1955 yılında Şam’da doğan Suriyeli bir hava kuvvetleri pilotudur. 1981 yılında askeri emirlere uymayı reddettiği ve başkalarını da buna teşvik ettiği gerekçesiyle tutuklandıktan sonra Esed rejiminin hapishanelerinde kırk yıldan fazla zaman geçirdi. “Suriyeli Tutukluların Dekanı” olarak bilinen Tatari, insan hakları örgütleri tarafından Hafız Esed ve ardından gelen yönetimler döneminde en uzun süre tutuklu kalan siyasi mahkûm olarak kabul edilmektedir.
26 yaşında tutuklanan Tatari, Tedmur, Sednaya ve Adra dâhil olmak üzere Suriye’nin en kötü şöhretli hapishanelerinden bazılarında onlarca yıl süren işkenceye ve cezaevi nakillerine maruz kaldı. Diğer subayları ele vermeyi ya da uydurma suçlamalara boyun eğmeyi reddetmesi, onu 2024’ün sonlarında Suriye’nin kurtuluşuna kadar esaret altında bıraktı. Şimdi 71 yaşında olan Tatari, hem Esed rejiminin zulmünün hem de mağdurlarının direncinin yaşayan bir tanığı hâline geldi. Levant24, tutuklanma nedenleri, maruz kaldığı yıllarca süren kötü muamele ve uzun hapis hayatının ardından intikam mı yoksa hesap sorulmasını mı istediği hakkında kendisiyle konuştu.
Levant24: Lütfen tutuklanma nedeninizi ve tam olarak ne zaman gerçekleştiğini anlatır mısınız?
Ragheed el-Tatari: “Eski rejimin tutuklama vakalarına ilişkin açıklamalarının gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Başlangıçta askeri emirlere itaatsizliğe teşvik etmekle suçlandım ve bu bana yöneltilen temel suçlamaydı. Ancak daha sonra suçlama değiştirildi ve pilotlardan birinin Ürdün’e kaçması olayı gerekçe gösterilerek Amerikan, Ürdün ve Mısır makamlarıyla temas kurduğum iddiası eklendi. Bir süre bu konularla suçlandım, fakat ilgili ülkelerde soru işaretleri doğuracağı anlaşılınca suçlama yeniden değiştirildi.
“Eski rejim, herhangi bir kanıt ya da açıklama sunmadan, yabancı bir ülkeyle ilişki kurduğuma dair uydurma bilgiler üretti. Davamızdan sorumlu olan avukattan bu uydurma bilgilerin ne olduğu ya da hangi ülkeye atıfta bulunulduğu konusunda cevap almaya çalıştım, fakat net bir yanıt verilmedi. Gerçekte eski rejimin bu iddialar için hiçbir dayanağı yoktu ve buna rağmen hapiste kaldım. 24 Kasım 1981’de tutuklandım.”
Levant24: Askeri bir mahkemede mi yargılandınız?
Raged el-Tatari: “Hayır, askeri değil sivil bir yargılamaydı. Bu tür yargılamalarda delil ya da belirli belgelerin sunulması gerekmez. Daha çok hâkimin kanaatine dayanır, hatta bazen gerçek bir kanaat bile olmayabilir. Mezhebiniz, şehriniz ya da ikamet ettiğiniz yer temel alınarak yargılanabilirsiniz. O dönemde davamı dinleyen hâkim Süleyman el-Hatib’ti. Kendisi bir hâkim ya da avukat değildi, başyargıçtı.
“Ben bir mahkûm değil, tutukluydum. Burada önemli bir noktayı açıklamam gerekir. Mahkûm ile tutuklu arasında fark vardır. Cezaevinde uyulması gereken bazı ilke ve yasalar vardır; ancak gözaltında bu ilkeler tamamen yoktur. Örneğin Tedmur ve Sednaya gözaltı merkezlerinde tutukluları koruyan hiçbir yasa yoktur… Bir tutuklu neden diye sorulmadan öldürülebilir. Ancak askeri cezaevlerinde durum nispeten farklıdır.”
Levant24: Gözaltında bulunduğunuz süre boyunca ne tür işkencelere maruz kaldınız?
Raged el-Tatari: “Çeşitli işkence türlerine maruz kaldım. Bunları kelimelerle anlatmak gerçekten zor. Vücudumda derin yaralar ve kırıklar var ve size anlatsam bazıları abarttığımı düşünebilir. Örneğin yumurtalar kaynatılır ve sonra sıcak hâlde koltuk altıma konularak kırılırdı. Ayrıca belimden asıldım ve ağır şekilde dövüldüm. Bu tür işkenceler birçok tutuklu ve mahkûmun hayatına mal oldu.”

Raged el-Tatari: “Şam’daki güvenlik şubelerinden birinde üç yıl, Mezze Cezaevi’nde bir yıl, Tedmur gözaltı merkezinde 15 yıl, Sednaya gözaltı merkezinde 10 yıl, Adra Cezaevi’nde 5 yıl, Suveyda Cezaevi’nde altı yıl ve son olarak Tartus Cezaevi’nde üç yıl kaldım. 28 Aralık 2024’te (Suriye’nin kurtuluşundan yirmi gün sonra) serbest bırakıldım.”
Levant24: Neden bir gözaltı merkezinden diğerine nakledildiniz?
Raged el-Tatari: “Bunun birkaç nedeni vardı. Örneğin Tedmur gözaltı merkezi o dönemde kapatıldığı için oradan nakledildim. Adra Cezaevi’nden ise muhalif bir grup oluşturmakla suçlandıktan sonra Suveyda Cezaevi’ne gönderildim; orada yasadışı yollardan bir mobil cihaz elde etmeyi başardım. Son olarak Tartus Cezaevi’ne nakledildim ve Suriye devriminin başarıya ulaşmasının ardından oradan serbest bırakıldım.”
Levant24: Gözaltı yılları boyunca zihinsel sağlığınızı nasıl korudunuz?
Raged el-Tatari: “Bu sürekli bir mücadele gibiydi. Doğru yolda yürüdüğünüze inanıyorsanız güç bulursunuz; özellikle sizi tutuklayanlarla tartıştığınızda onların zayıf ve yalancı olduklarını görürsünüz. Zihnimi hapishanenin sınırlarından kurtardım ve o duvarların ötesini hayal ettim. Resim yaptım, oyma çalışmaları yaptım, el işlerine zaman ayırdım, okuduğum her şeyi hatırladım, matematik denklemleri düşündüm ve ekmek yaptım.”
Levant24: Sizi hapse atanlardan intikam almak mı istiyorsunuz, onları mahkemelerde hesap vermeye zorlamayı mı tercih ediyorsunuz, yoksa sadece yeni hayatınızı yeniden kurmayı mı arzuluyorsunuz?
Raged el-Tatari: “İntikam ile hesap verebilirlik tamamen farklıdır. İntikam karşılık vermeyi amaçlarken, hesap verebilirlik adaleti sağlamak ve maruz kaldığınız haksızlığın tekrarını önlemek için atılmış olumlu bir adımdır. Suçluların hesap vermesi tüm toplum üzerinde olumlu bir etki oluşturr. Yasayı ihlal eden herkes hesap vermelidir.
“Biz hiçbir zaman gerçek bir kurumlar ülkesi olmadık… ancak önceki rejim döneminde toplumumuz korku içinde boğulmuş ve iradesini kaybetmişti. Yasayı ihlal edenlerden sorumlu olanların hesap vermesi gereklidir. Önceki rejim kendisini mutlak güç olarak görüyordu ve yöneticinin hiçbir sınırlama olmaksızın her şeyi yapma hakkı olduğunu düşünüyordu.”

Levant24: Rejim değişikliğinden sonra Suriye’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Raged el-Tatari: “Özellikle 55 yıl süren ve insanların zihinlerinin manipüle edildiği bir yönetimin ardından her şeyi bir gecede değiştirmek imkânsızdır. Bu büyüklükteki durumları tersine çevirmek zordur. Değişim yaygın bir bilinç gerektirir. Bazı hatalar olabilir, ancak sonunda işler daha iyi olacaktır.”
Levant24: Gözaltında geçirdiğiniz yılları genel deneyim açısından nasıl tanımlarsınız?
Raged el-Tatari: “Onları ‘akademik’ olarak tanımlarım. Yani eğer hapishanedeki zaman doğru şekilde değerlendirilirse, tutukluluk dönemi akademik ya da eğitici bir deneyime dönüşür. Bu, siyasi mahkûmun tutuklanmasına yol açan hatalardan ders çıkardığı; ayrıca başkalarından tecrübe kazandığı, siyasi güçleri ve onların fikirlerini tanıdığı ve böylece deneyimini genişlettiği bir zamandır. Ayrıca resim yapmak, yazmak ve kitap okumak gibi hobilerle meşgul olabilir; böylece mahkûmun bilgisi artar.”

