
İşgalci İsrail, ABD ve İran arasındaki süregelen çatışma Hürmüz Boğazı’nı aksatırken, Suriye kendisini ekonomik şok dalgaları ile ortaya çıkan stratejik fırsatlar arasında sıkışmış halde buluyor. Dünyanın en kritik enerji koridorlarından birinin kapanması yalnızca iç dayanıklılığı test etmekle kalmıyor, aynı zamanda Suriye’nin bölgesel ticaretteki potansiyel rolünü de yeniden şekillendiriyor.
Fiyat Şoku ve İç Pazar Baskısı
Ekonomi araştırmacısı Kerem Halil, kapanmayı “bölgenin güç dengesini yeniden şekillendiren jeopolitik bir araç” olarak nitelendirerek, bunun anlık ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıkarken, kesintilerin sürmesi halinde 120 dolara ulaşma ihtimali bulunuyor.
Bu artış, Suriye’nin iç ekonomisini şimdiden etkiliyor. Küresel fiyatlardaki yükseliş, kara yolları dahil olmak üzere ithalat maliyetlerini, nakliye ücretlerini ve sigorta primlerini artırıyor. Aynı zamanda dövize olan talep artıyor, bu da Suriye lirası üzerinde baskı oluşturuyor ve ithal enflasyonu hızlandırıyor.
Halil, etkinin standart ekonomik baskının ötesine geçtiği uyarısında bulundu. Piyasa istikrarsızlığı; önleyici fiyat artışları, tekelci davranışlar ve döviz spekülasyonlarıyla daha da büyüyor. “Bu artık sadece ekonomik değil,” dedi. “Ulusal ekonomik güvenlik meselesine dönüşüyor.”
Stratejik Bir Transit Fırsatı
Tüm bu baskılara rağmen kriz, potansiyel bir stratejik fırsat penceresi açıyor. Deniz taşımacılığındaki aksaklıklar, Suriye’yi bölgesel pazarları birbirine bağlayan alternatif bir kara–deniz transit koridorunun parçası haline getirebilir.
Halil, Suriye’nin tıkanmış deniz yollarına kıyasla daha kısa taşımacılık güzergâhlarından fayda sağlayabileceğini, ancak bunun belirli koşullara bağlı olduğunu belirtti. Bu koşullar arasında altyapının yeniden inşası ve Irak, Ürdün ve Türkiye gibi komşu ülkelerle bağlantının güçlendirilmesi yer alıyor.
Bu dönüşüm gerçekleşirse, transit ücretleri ve lojistik hizmetler yoluyla döviz geliri elde edilebilir, aynı zamanda ulaşım altyapısına yatırım çekilebilir. Daha geniş ölçekte ise bu durum, yıllar süren izolasyonun ardından Suriye’nin bölgesel ticaret ağlarına yeniden entegre olmasına yardımcı olabilir.
Artan Küresel Etki
Küresel düzeyde ise sonuçlar tarihi ölçekte büyüyor. Fatih Birol, dünyanın günde yaklaşık 11 milyon varil petrol kaybettiğini belirterek bunun 1973 ve 1979 petrol krizlerini aştığını ifade etti. Dallas Federal Rezerv Bankası’nın ekonomik tahminlerine göre bu kesinti, küresel ekonomik büyümeyi yaklaşık 2,9 puan düşürebilir.
Bu arada Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel azot gübresi arzının yaklaşık %38’inin boğazdan geçtiğini ve bunun üre fiyatlarını ton başına 700 doların üzerine çıkardığını açıkladı. Aynı şekilde Uluslararası Denizcilik Örgütü, gemi trafiğinde %90’ı aşan bir çöküş ve nakliye maliyetlerinde yaklaşık %70’lik bir artış bildirerek küresel tedarik zinciri üzerindeki baskının arttığını vurguladı.
Enerji Rotaları ve Yapısal Kısıtlar
Ekonomi araştırmacısı Süleyman Şaban, Suriye’nin Asya ile Avrupa arasında potansiyel bir köprü olarak coğrafi avantajına dikkat çekti. Teorik olarak bu durum, ülkeyi boru hatları ile bölgesel elektrik veya gaz bağlantı projeleri dahil alternatif enerji taşımacılığı güzergâhları için aday konumuna getiriyor.
Ancak Şaban, bu fırsatların özellikle altyapı tahribatı ve sınırlı bölgesel entegrasyon gibi yapısal sorunlar nedeniyle kısıtlı kaldığını belirtti. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) krizden kaynaklanan küresel kayıpları haftalık 10 ila 50 milyar dolar arasında tahmin ettiği bir ortamda, Suriye ikili bir gerçeklikle karşı karşıya: Hem acil ekonomik baskıyı yönetmek hem de stratejik konumundan faydalanmaya çalışmak.

