
ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrailli yetkililer arasında Paris’te yürütülen görüşmeler bu hafta, Amerikalı ve İsrailli yetkililerin yeni bir güvenlik anlaşmasına doğru “olumlu bir ivme” olarak nitelendirdiği sonuçlarla tamamlandı. Bu gelişme, aylar süren durgun temasların ardından yenilenen bir diplomatik hamleye işaret ediyor.
Amerikan haber sitesi Axios, müzakerelerin beşinci turunun görüşmelerin hızlandırılması, daha sık toplantılar yapılması ve güven artırıcı adımların takip edilmesi konusunda mutabakatla sona erdiğini bildirdi. Axios, görüşmelere doğrudan vakıf olan ve ismi açıklanmayan İsrailli ve ABD’li yetkililere dayandı. Görüşmeler ABD himayesinde yapıldı ve Başkan Donald Trump’ın daha geniş Orta Doğu girişiminin bir parçası olarak ele alındı.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ABD–İsrail–Suriye ortak açıklamasında, üst düzey yetkililerin Paris’te bir araya gelerek istihbarat paylaşımını kolaylaştırmak, askerî tırmanışı azaltmak ve sürekli iletişimi sürdürmek amacıyla ortak bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda anlaştıkları belirtildi. Açıklamada Washington’un “olumlu adımları takdir ettiği” ifade edildi ve mutabakatların uygulanmasına destek sözü verildi.
Koordinasyon odası ve faaliyetlerindurulması teklifi
Axios’a göre ABD, Ürdün’ün başkenti Amman’da konuşlandırılması planlanan ortak bir Suriye–İsrail–ABD koordinasyon odasının kurulmasını önerdi. Entegrasyon ya da işletim mekanizması olarak da tanımlanan bu yapının, Suriye’nin güneyindeki güvenliği denetlemesi, silahsızlanmaya ilişkin ilave görüşmelere ev sahipliği yapması ve İsrail askerî konuşlanmalarını ele alması öngörülüyor.
Aynı ABD’li yetkili, teknik ayrıntılar netleşene kadar her iki tarafın mevcut mevzilerinde askerî faaliyetlerini dondurmasının teklif edildiğini; Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin diplomasi, askerî, istihbarat ve ticaret başlıklarına odaklanacağını söyledi.
Reuters ise İsrail ile Suriye’nin istihbarat değişimini koordine etmek ve tırmanışı azaltmak amacıyla bir iletişim hücresi kurulması konusunda anlaştığını aktardı. Jerusalem Post, bu mekanizmanın ABD gözetiminde hassas güvenlik konularını yönetmek ve “yanlış anlamaları önlemek” için kalıcı bir iletişim kanalı olarak tasarlandığını yazdı.
Ekonomik unsurlar ve ihtilaflı topraklar
Axios ayrıca Washington’un, sınırın her iki tarafında askerden arındırılmış bir ekonomik bölge kurulmasını da içeren daha geniş bir öneri sunduğunu yazdı. Bir ABD’li yetkiliye göre plan, rüzgâr santralleri, tarım projeleri ve Hermon Dağı’nda bir kayak merkezini kapsıyor; ismi açıklanmayan bölgesel ortakların finansman taahhüdünde bulunduğu belirtildi. İsrailli yetkililer, gelecekteki düzenlemelerde İsrail’in Hermon Dağı’nın zirvesinde kalmasında ısrar ettiğini, Suriye’nin ise 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması’nın yeniden yürürlüğe konulmasını talep ettiğini Axios’a söyledi.
Bir Suriye hükümet kaynağı, devlet haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada Şam’ın 1974 anlaşmasının yeniden canlandırılmasını, İsrail’in 8 Aralık 2024’ten önceki hatlara çekilmesini garanti eden bir adım olarak gördüğünü belirtti. Reuters’a konuşan Suriyeli bir kaynak ise “İsrail ile stratejik konularda ilerlemek, tam bir İsrail çekilmesi için bağlayıcı ve net bir takvim olmadan imkânsızdır” dedi.
Katılımcılar ve bölgesel tepkiler
Axios ve Jerusalem Post’a göre Suriye heyetinde Dışişleri Bakanı Es’ad Şeybani ile istihbarat şefi Hüseyin es-Seleme yer aldı. İsrail heyetinde Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun askerî sekreteri Roman Goffman ve geçici ulusal güvenlik şefi Gil Reich bulundu. ABD heyetinde ise Suriye özel temsilcisi Tom Barrack, Orta Doğu elçisi Steve Witkoff ve Jared Kushner yer aldı.
Barrack, Post’a yaptığı açıklamada görüşmeleri bir “atılım” olarak nitelendirerek Suriye’nin “İsrail’e yönelik düşmanca niyetler taşımadığını”, ekonomik iş birliği ve açık diyaloğun istikrara katkı sağlayabileceğini söyledi.
İsrailli yetkililer, diyaloğun süreceğini belirterek sınır güvenliği ve “Dürzi azınlığın güvenliği” konularını vurguladı. Suriye ise egemenlik ve iç işlerine müdahale edilmemesinin her türlü anlaşmanın merkezinde yer almaya devam ettiğini yineledi.

