
Halep’te yaklaşık bir haftadır süren çatışmalar, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki siyasi ve askerî dengeyi keskin biçimde değiştirdi; müzakerelerin geleceği ile tıkanmış durumdaki 10 Mart ve 1 Nisan anlaşmalarına dair yeni şüpheler doğurdu. Çatışmalar, hükümete ait askerî noktalara yönelik saldırılarla başladı ve SDG ile PKK’ya bağlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesiyle sona erdi; bu da iki taraf arasındaki ilişkilerde en hassas başlıklardan birinin kapanması anlamına geldi.
Harmoon Merkezi’nden askerî analist Nevvar Şaban, Levant24’e yaptığı açıklamada, yaşanan şiddetin “son yıllarda bölgede görülen en yoğun tırmanışlardan biri” olduğunu söyledi. Şaban, çatışmaların “Şeyh Maksud yakınlarında Savunma Bakanlığı’na ait bir kontrol noktasını vuran bir İHA saldırısıyla” tetiklendiğini, ardından orta menzilli silahların kullanıldığı sürekli çatışmaların yaşandığını belirtti. Gerilimi düşürmeye yönelik açık iletişim kanallarına rağmen, saldırıların “ağır makineli tüfekler, keskin nişancı ateşi ve hatta sivil alanlara yönelik füze saldırılarını” da kapsayacak şekilde genişlediğini kaydetti.
Anlatılar Çöküyor, Görüşmeler Sürüyor
Şaban’a göre tırmanış, SDG’nin kamuoyuna yönelik söylemlerindeki derin çelişkileri ortaya çıkardı. “Başta SDG’nin bizzat orada faaliyet gösterdiğini söylediler. Sonra Asayiş’in (Kürt güvenlik güçleri) sorumlu olduğunu iddia ettiler” dedi. “Çatışmaların son gününde ise, savaşçıların hiç olmadığı, sadece evlerini savunan silahlı sivillerin bulunduğu yönünde açıklama yaptılar.” Şaban, bunu, toprak kaybıyla birlikte çözülen hesaplı bir medya stratejisi olarak tanımladı.
Buna karşılık Suriye hükümetinin, Şaban’ın ifadesiyle, “disiplinli bir askerî yaklaşım” izlediğini söyledi. “Siviller için tahliye güzergâhları açıldı ve açıkça duyuruldu” diyen Şaban, hedeflerin ve saldırı zamanlamalarının önceden kamuoyuyla paylaşıldığını ekledi. Bu yaklaşımın, müzakereler yeniden başlayıp bir tahliye anlaşmasına varılmadan önce, SDG unsurlarını giderek daralan bir alana sıkıştırdığını belirtti.
İHA’lar ve Bölgesel Yansımalar
Dönüm noktalarından biri, Halep’in doğu kırsalından fırlatılan intihar İHA’larının kullanılmasıyla yaşandı. Şaban, bunların “FPV İHA’lar değil, daha uzun menzilli sistemler” olduğunu ve bunun SDG tarafından bu tür kabiliyetlerin bilinen ilk kullanımı anlamına geldiğini söyledi. SDG ile İran yanlısı milisler arasında “yakın bir koordinasyona işaret eden güçlü kanıtlar” bulunduğunu belirterek, bunun dengeleri kesin biçimde değiştiren stratejik bir hata olduğunu ifade etti.
“Görünen hedef, Halep’te geniş çaplı bir savaşı tetiklemekti” diyen Şaban, “Ancak bu senaryo gerçekleşmedi” dedi. Aksine, saldırıların hükümetin tutumunu sertleştirdiğini ve güven alanını daralttığını vurguladı.
Yeni Gerçeklikler Altında Anlaşmalar
Çatışmalar, henüz uygulanmamış durumda olan 10 Mart 2025 entegrasyon anlaşması ile 1 Nisan’a ait Halep’e özgü anlaşmanın üzerine gölge düşürdü. SDG Komutanı Mazlum Abdi, X platformunda uluslararası arabuluculuğun bir ateşkes ve tahliyeyi sağladığını söylerken, Suriyeli yetkililer Halep’teki sonucun SDG’yi pazarlık gücünden mahrum bıraktığını savunuyor.
Şaban, müzakerelerin mümkün olmaya devam ettiğini ancak temelden değiştiğini söyledi. “Artık fark şu: SDG, Suriye hükümetinin askerî kapasitesini anladı” dedi. “Aynı zamanda hükümet de SDG’ye tam anlamıyla güvenilemeyeceğini ilk elden görmüş oldu.” ABD ve bölgesel arabuluculuk sürerken, görüşmelerin Halep’te yaşananların şekillendirdiği daha sıkı şartlar ve daha net bir güç dengesi altında yeniden başlaması bekleniyor.

