
Suriye Petrol Şirketi (SPC), pazar günü yaptığı açıklamada, Suriye ordusunun Deyrizor’daki başlıca petrol ve gaz sahaları ile birlikte Sevrâ petrol kompleksinin tamamında yeniden tam kontrol sağladığını duyurdu. Bu gelişme, SDG’nin Deyr Hafir bölgesi ve Rakka’nın güneybatı kırsalından çekilmesinin ardından gelen askeri ilerlemelerin bir sonucu olarak kayda geçti ve ülkenin enerji ile ekonomik seyrinde bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Mali ve Parasal Egemenliğin Yeniden Tesisi
Suriye Merkez Bankası Başkanı Abdulkadir el-Husrîye, bu adımı yalnızca petrol gelirlerinin geri kazanılmasıyla sınırlı olmayan “kilit bir an” olarak nitelendirdi. Doğal kaynaklar üzerindeki kontrolün yeniden sağlanmasının, Merkez Bankası’nın hükümetin tek ve münhasır mali temsilcisi olarak rolünü yeniden üstlenmesine imkân verdiğini vurguladı.
Husrîyye’ye göre bu gelişme, çatışma yılları boyunca mali sistemi zayıflatan, yaygın yolsuzluğa zemin hazırlayan “parçalanma ve gayriresmî alternatifler” dönemine son vermektedir. Petrol gelirlerinin merkezi şekilde yönetilmesinin, parasal disiplinin ve kurumsal bütünlüğün yeniden tesis edilmesi açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.
Sistemin Birleştirilmesi ve Yatırımcı Güveninin Canlandırılması
Husriyye, petrol sahalarının geri alınmasının ödeme kanallarının birleştirilmesini mümkün kıldığını ve parasal politikanın kurumsal yönetimini güçlendirdiğini belirtti. Bunun da Suriye’nin mali sektörüne yönelik dış güvenin yeniden inşa edilmesine katkı sağlamasının beklendiğini söyledi.
Suriye Yatırım Kurumu Genel Müdürü Talal el-Hilali ise bu gelişmeyi “devletin gücünü yansıtan önemli bir adım” olarak tanımladı. Hilali, bunun enerji ve altyapı alanlarında düzenli yatırımlar için yeni bir dönemin kapısını araladığını belirterek, yerli ve yabancı yatırımcıları devletin yasal çerçevesi içinde faaliyet göstermeye çağırdı.
Gulf Sands’in Suriye Petrol Sektörüne Dönüş Sinyali
Sahadaki değişim, uluslararası işletmecilerin de yeniden ilgisini çekti. Suriye’nin kuzeydoğusunda 26 numaralı blokta üretim paylaşım anlaşması kapsamında ana operatör konumunda bulunan Gulf Sands şirketi, koşulların istikrara kavuşmasıyla birlikte arama ve üretim faaliyetlerine yeniden başlamaya hazırlanıyor.
Şirket, 5.414 kilometrekarelik bir alanı kapsayan yüzde 50’lik işletme payına sahip. Faaliyetlerin durdurulmasından önce Gulf Sands, Harba eş-Şarkiyye ve Yusufiyye sahalarını keşfetmiş ve geliştirmiş, bu iki saha 2011 yılında günlük yaklaşık 25 bin varil üretim yapmıştı. Şirket ayrıca dokuz yeni umut vadeden arama sahası tespit ettiğini ve mücbir sebep durumunun resmen kaldırılmasının ardından çalışmalara yeniden başlamayı planladığını açıkladı.
Ekonomik Omurgadan Parçalanmaya
2011 öncesinde petrol, Suriye ekonomisinin omurgasını oluşturuyor; günlük üretim yaklaşık 380 bin varile ulaşıyor ve devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 25’ini sağlıyordu. Savaşın başlamasıyla birlikte bu tablo köklü biçimde değişti.
SDG’nin 2014 yılında Deyrizor ve Haseke’deki kilit petrol sahalarının kontrolünü ele geçirmesinin ardından üretim 40 bin ile 80 bin varil arasına düştü. SDG yönetimi altında altyapı ağır hasar gördü; bu durum, tanker taşımacılığına ve ilkel lojistik çözümlere bağımlılığı zorunlu kıldı.
Uluslararası yaptırımlar da krizi derinleştirerek yedek parça ve teknik ekipmana erişimi engelledi; birçok tesis kapasitesinin çok altında çalışmak zorunda kaldı. Bu bozulmaya rağmen petrol sahaları, büyük ölçüde şeffaflıktan uzak şekilde, eski Suriye hükümetiyle yapılan takas anlaşmaları ve karaborsa satışları yoluyla yılda tahminen 150 milyon dolar gelir üreten, sözde “özerk yönetim” ve SDG için başlıca finansman kaynağı haline geldi.
Kapsamlı Yeniden İnşaya Muhtaç Bir Sektör
Bugün Suriye’nin petrol sektörü hâlâ kritik bir durumda bulunuyor. Bazı tahminler, mevcut üretimin çoğunluğu rafine edilmesi zor ve maliyetli ağır petrolden oluşmak üzere günlük 80 bin ila 100 bin varil seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor. Birikmiş hasar ve yıllar süren ihmal nedeniyle tesisler kapasitenin altında çalışmaya devam ediyor.
Sektörün yeniden ayağa kaldırılmasının milyarlarca dolarlık yatırım gerektirmesi bekleniyor. Ancak daha istikrarlı bir güvenlik ve siyasi ortam, kanıtlanmış kaynak tabanı ve uzun vadeli sözleşme yapıları sayesinde Suriye’nin en stratejik sektörlerinden birinin yeniden canlandırılması için önemli bir fırsat sunuyor.

