
ABD ile İsrail’in İran’la savaşı şiddetlenirken, Suriye artan tehditler, sınır ötesi saldırılar ve Tahran ile bölgesel müttefiklerinden gelen giderek sertleşen söylemlerle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, Suriye topraklarının genişleyen çatışmada yeni bir cepheye dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.
Son uyarı, Şam’daki ABD Büyükelçiliği’nden geldi. Büyükelçilik, medya haberlerinin Suriye içindeki “hayati tesislere” yönelik olası İran tehditlerine işaret ettiğini belirtti. Yayınlanan kamu duyurusunda, büyükelçilik hem yerel halkı hem de yabancı uyrukluları güvenli bölgelerde kalmaya ve temel ihtiyaç malzemeleri stoklamaya çağırdı. Ayrıca bazı uluslararası kuruluşların başkentteki otellerden personelini daha güvenli noktalara taşıdığı belirtildi.
Bu uyarı, İran medyasında yer alan ve “yabancı askeri personel” ile “danışmanların” Şam’daki çeşitli noktalarda bulunduğunu iddia eden haberlerin ardından geldi. Bu noktalar arasında cumhurbaşkanlığı sarayı ile Four Seasons ve Sheraton gibi büyük oteller de yer aldı.
İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, ABD, İngiliz ve hatta İsrail personelinin Suriye’nin başkentinde sivil tesisleri kullandığını öne sürdü. Bu dil, söz konusu yerlerin potansiyel askeri hedefler olarak çerçevelendiğine işaret etti. Bu iddialar, İran’ın bölge genelinde verdiği daha geniş mesajlarla örtüşüyor; yetkililer ve bağlantılı medya organları, “yabancı güçler” tarafından kullanılan sivil altyapının meşru hedef sayılabileceği uyarısında bulunuyor.
Irak’tan Sınır Ötesi Saldırılar Artıyor
Bu söylem, Irak’tan faaliyet gösteren İran bağlantılı milislerle ilişkilendirilen saldırılarda belirgin bir artışla aynı döneme denk geliyor. En ciddi olaylardan birinde, Suriye askeri yetkilileri Haseke vilayetindeki Ya’rubiye yakınlarında bulunan bir üssün Irak topraklarından fırlatılan füzelerle hedef alındığını açıkladı. Suriye yetkilileri, birkaç füzenin bölgeye isabet ettiğini ve bunun ardından Irak makamlarıyla derhal koordinasyon sağlandığını, daha sonra ise dört şüphelinin gözaltına alındığını belirtti.
İkinci olay 28 Mart’ta yaşandı. Suriye ordusu birlikleri, Suriye-Irak-Ürdün sınırı yakınındaki stratejik öneme sahip Tanef askeri üssünü hedef alan bir İHA saldırısını püskürttüklerini duyurdu. Suriye Ordusu Operasyon İdaresi’ne göre, İHA’lar Irak topraklarından fırlatıldı ancak hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi.
Tanef saldırısı, Suriye askeri mevzilerine karşı insansız sistemlerin kullanımında bir tırmanışa işaret ediyor ve hafta başında ülkenin kuzeydoğusunda gerçekleşen benzer bir saldırının ardından geldi. Son raporlar ve çatışma izleme verileri, bu saldırıları giderek daha fazla İran’la bağlantılı Iraklı milis gruplarla ilişkilendiriyor; bunlar arasında Halk Seferberlik Güçleri (PMF) şemsiyesi altında faaliyet gösteren fraksiyonlar da bulunuyor.
Güney Suriye Savaşın Yansımalarını Hissediyor
Doğrudan saldırıların ötesinde, güney Suriye de bölgesel savaşın fiziksel yansımalarına maruz kalıyor. Dera, Kuneytra ve Şam kırsalındaki siviller, İsrail uçaklarının bölgesel hava sahasından geçen İran füzelerini engellemesi sırasında meydana gelen patlamalar ve düşen füze parçaları nedeniyle sık sık olaylar yaşandığını bildirdi. Yetkililer, sivillere enkaz bölgelerinden uzak durmaları, hava savunma müdahaleleri sırasında kapalı alanlarda kalmaları ve şüpheli cisimleri derhal bildirmeleri yönünde acil uyarılar yayımladı.
Bu tür olaylar, özellikle zaten istikrarsızlığa açık sınır bölgelerinde yaşayan halk arasında kaygıyı artırıyor. Keşif uçaklarının sesi ve tekrarlanan hava müdahaleleri giderek daha yaygın hale gelirken, bu durum Suriye’nin rakip askeri güçler arasında ne kadar kırılgan bir konumda olduğunu gösteriyor.
Tahran’ın Mesajı Sertleşiyor
İran’ın resmi ve yarı resmi söylemi tehditkâr tonunu sürdürüyor. Devrim Muhafızları (IRGC) ve bağlantılı medya organlarından yapılan açıklamalar, Tahran’ın “saldırgan” olarak tanımladığı bir tutuma yöneldiğine işaret ediyor ve bölgedeki yabancı konuşlanmaların “sürprizler beklemesi gerektiği” uyarısında bulunuyor.
Suriye açısından bu mesajlar özellikle önem taşıyor. İran medyasının Şam’daki belirli noktaları açıkça zikretmesi ve bunları “yabancı askeri personel” ile ilişkilendirmesi, hem caydırıcı bir mesaj hem de açık bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Bu iddialar doğrulanmamış olsa bile, sivil otellerin ve devlet binalarının bu söylemlere dahil edilmesi, söz konusu yerlerin gelecekteki saldırılara hedef olabileceği endişesini artırıyor.
Suriye Müttefikler ve Rakipler Arasında Sıkışmış Durumda
Son saldırılar ve tehditler, yıllar süren İran suçları ve işgalinden toparlanmaya çalışan Suriye’nin, İran, İsrail ve ABD arasındaki daha geniş çaplı çatışmaya giderek daha fazla maruz kaldığını gösteriyor. Irak’taki vekil milislerin faaliyetlerini genişletmesi ve Tahran’ın söylemini sertleştirmesiyle birlikte, Suriye toprakları hem bir saldırı platformu hem de bölgesel savaşın bir cephe hattı haline gelme riski taşıyor.
Şam için acil zorluk yalnızca sınırlarını savunmak değil, aynı zamanda etkileri Haseke’den Tanef’e ve başkentin kendisine kadar hissedilen bu çatışmanın içine daha fazla çekilmesini engellemek.

